23 Ekim 2011 Pazar

Einstein-Rosen Köprüsü‘’solucan tünelleri”

   Einstein ve yakın çalışma arkadaşı Nathan Rosen’in karadelik tünellerini matematiksel olarak kabül ettikleri ve inceledikleri biliniyor.Einstein ve Rosen, bu çalışmalarının sonucunda şaşırtıcı bie şey keşfettiler: Karadelik tünellerinin dibi yoktur.Burada, uçlarından birbirlerine bağlı iki huni söz konusudur.Birleştikleri nokta, tünelin ”boğaz” kısmını oluşturur.Dolayısıyla tünelin bir ucundan giren bir nesne, merkezdeki ya da boğazdaki olağan üstü çekimin etkisiyle, tünelin öbür ucundan dışarı fırlatılır.Öyleyse öbür yanda ne vardır?Öbür yan, yeni bir evrendir, ilkinden tamamıyla farklı bir evrendir bu! İşte bu iki evreni birbirine bağlayan tünele Einstein-Rosen Köprüsü adı verilir.Einstein ileRosen’in bu konuya ilişkin çalışmaları, üç boyutlu evrenimizde bu türden çok sayıda tünellerin bulunduğunu vurgular.Bu evrensel tüneller dördüncü boyuta açılır.Yani bu da paralel bir evren demektir.Çoğu bilimkurgu yazarı, hatta bazı bilim yazarları, gelecekte uzay yolcularının Einstein-Rosen Köprülerini kullanarak bir evrenden diğer bir evrene( hatta bir zaman diliminden diğerine) sıçrayacaklarından söz ederler.Söz konusu teori güçlü olabilir, bu konuya ilişkin bazı karşı çıkmalar vardır.Albert Einstein ve Nathan Rosen, karadeliklerin, bir evrene, bizim evrenimizden başka bir yere ya da başka bir zamana açılabilecek kapılar olabileceğini öne sürdüler.Kuramsal olarak bu model kanıtlanabiliyor.Bu kuramsal uzay/zaman geçitlerine ‘’solucan tünelleri” adı verilmektedir.Diğer ismiyle bu geçitlere ”Einstein-Rosen Köprüsü” denmektedir.Bu geçitler sayesinde evrenin çok uzak noktalarına çok kısa zamanlarda seyahat etmek mümkündür.

1 Ekim 2011 Cumartesi

SIGmund'lık bi olay"N'olmuş?"

   Haftasonu yürümeyi seven biri olarak koşturuyorum yine :P derken bi böğürme sesi geldi,en fazla 10 metre uzağımdaydı.Kendimi musa gibi hissetmeme neden olan ahali sağa sola kaçışır oldu.Ben de olayı net şekilde yürüyerek izlebildim.Konuşu(his name is konuşu :D, http://www.youtube.com/watch?v=ModozSXkD3M ) :


  Amcamın teki elinde sigarasını,gazozunla birlikte içmeye çalışırken(ki ben sodayla denedim,nalet bişey :D neyse) öksürmeye başladı.Baktı öksürerek olmayacak kendisini sırt üstü yere attı.Önümdeki teyzem ve kızı da sanki önlerine bomba düşmüş gibisinden,sola kaçmaya(yani yola)çalıştılar.(Biri teyzeme,bomba olsa bile bombanın tesirinin en az 100metre kare olduğunu anlatması lazım).Bir de ben sollarından geçmeye çalışırken,sanki onları orada zorla tutuyormuşum gibi bana bi bakış atılması da cabası.Neyse amcamın yanından herkes kaçarken ben(babamın hala yapma demesine rağmen)atıldım.Amcam yere sırtını iyi vurmuş olacak ki,uzattığım elimi sıkıca kavradı ve "kendinde misin,ambulans çağırıyım mı?"soruma yok geçti,boğazıma kaçtı,nefes alamadım bi ara dedi.Bunu dedikten sonra bir kaç kişi yanımıza teşrif etti ama 3 kişiyi geçemedik bile.


  Kanıma dokunan konulara gelecek olursam,öncelikle kaçmalarındaki sebep ne?bomba olsa kurtulamazsın,deliren biri olsa artık yerde,debelense de döne döne sana gelene kadar kaçman için baya iyi mesafe ve zaman var.Başka?Diğerine gelecek olursak,yardıma gelen,gele gele 3 kişi,112yi aramak için eline telefon alan sayısı 1.Bu 3'ün 1'i daha büyük olaylarda artacağına azalıyor,anca meraklı sayısı olay durulunca artıyor.Arkadan hep şöyle bir teyze ya da amca sesi duyarsınız"Nolmuş?"Ben cevap veriyim amcacım ve teyzecim,eğer ki yarın öbür gün aynısı senin başın geldiğinde(tabi Allah korusun ama sen kendini koruma,neyse) ben senin yanında"kalp krizi geçiren biri var şu şu adreste"diye 112 ile konuşurken,arkadaki birilerinden nolmuş sorusunu duyacaksın ama yanında sadece ben ve en fazla iki kişi daha bulunacak(uzaktan,hava alsın açılın diyenlerde olabilir ama söz vermiyim).Sonrasında gözlerinin önünden geçen film şeridinin bir şeridini,senin zamanında sorduğun nolmuş olayına,temiz bir şeridini de bana ayırdığın için,sana teşekkürlerimizi sunup ya ambulansa uğurlayacağız ya da...