26 Aralık 2013 Perşembe

Atıf

Sen ağlarken herkesin güldüğü günün tek o gün olduğunu sanar insanlar. Hayat bizden bir şey istemezken etrafın zannı yüzünden, küçükken sarıldığımız her şeyden bir bir çekiyoruz elimizi. Akıllısı mı çekemiyor bu hayatı ya da akılsızı mı sallamıyor dünyayı. Hayatta on günün kötülüğünü bir iyi günle unutmak mı doğru olan. Ya yaşadığımız kişilere de çekilmez ediyorsak, ya bizimle olmasalardı daha iyi bir şekilde yaşayacaklarsa. Ne için varız, kimin için varız. Doğduğunda yaşa diye emir verilmiş. Ölemez, öldüremezsin diye sınırlar çekilmiş. Ya ölüm de yaşamın aynısıysa, ikisinde de aslında birileri için zaten yoksan. Emeklerini ölüme bir kaç tane hata yaptığın için hediye edeceksin. Ölümden sonra aynı yaşama dönecersek, ya doğruyu bulana kadar devam ederse. Daha kaç kez, kaç kişi için yok olacağız. Olanlarla yetin, yaşa, keyfini çıkar emirlerinin yerini bizim emirlerimiz ne zaman alacak? Keyifli anında bile bir nota, bir yüz, yine yalnız bırakmayacak mı seni düşüncelerinle, o koskocaman kalabalığın içinde? Neden diye hep biz mi soracağız? Sadece efkarı, gülmelerimizi şişenin dibine gömüp, sigara son dumanını verdiğinde mi yeniden başlangıç sayacağız? Bugün de güneş battı, uzun zamandır orada olduğunu bile görmediğim güneş. Batıyor artık ayrılıklar, yakınken uzaklıklar, gülümseyen maskeler, ardında bırakamayıp hep cebinde taşıyıp arada baktığın hatıralar, bilmemezlikten görmemezlikten geldiğin acı sancılar, tren rayında yürür gibi hep aynı yollar, tökezleyip düşmemek için önceden düştüğünün izlerine bakıp tecrübe demeler, gelmeyeceğini bile bile ummalar, deli gibi istediğin şeyin sonrasındaki yakınmalar, defter gibi yazıp silsekte orada izi kalacak, yeni başlangıç yapamayacağımız sayfalar... İlk başarımızı kazanarak başladı hayat, ağlayarak doğduk, ağlatarak gideceğiz ama arada kim bilir kaç kez ağlayacağız? Sayamayız, geriye saymak kaldı artık elimizde. İster uy hayata, istersen uyma ama giderken yine pişman olacağız, azıcık daha fazla zaman dileyeceğiz. O fazla zamanda mı değere binecek hayat. Bırak şimdi hayat devam etsin, haklısın, senin elinde değil ne de olsa sen olsan da olmasan da devam edecek...

23 Aralık 2013 Pazartesi

Tanri`ya isimi tamamlamama izin verdigi icin


Cello konusuyor
Diger yalvaran her ses azaliyor
Bir tek ses kaliyor
Mucadele devam ediyor
Ilk keman yukselip Tanri`ya yakaiyor
Ve Tanri cevap veriyor
Tanri sevgi dolu ellerini
Yeryuzune indiriyor
Ve alip gokyuzune yukseliyor
Elleri goklere yukseliyor
Cello dunyanin tepkisini veriyor
Ama diger sesler huzunlu ve bastirilmis
Bi an icin
Ve sonra
Tam o anda sonsuza dek yasayabiliyorsun
Yeryuzu sanki yok
Zaman zamansiz halde
Ve seni kaldiran eller
Yuzunu tutuyor
Ve Tanri`nin yuzune dogru kaldiriyor
Ve onunla butunlesiyorsun
Huzuru buluyorsun
Ve su anda ozgursun

Beethoven`i Anlamak

16 Aralık 2013 Pazartesi

Özür dilerim

Emekleri göremez
Yapılanların normal bir şey
Yaşatılanların olması gerektiğini sanarız bazen.

Özür dilerim
Hırsa kapılıpta keyif alamadığım hayattan,
Anı değerlendireceğim diye öngöremediğim gelecekten,
Emekleri bir laf ile kırmamdan
İstediklerim için geride bıraktıklarımdan
Ezilmek zorunda olduğunu sandığım şeylerden,
Yeteneklerimi görmeyip, olmayan şeylere takıldığımdan,
Oluşmasının kolay olduğu için değerini bilemediğim şeylerden,
Benim emeğim olmayan şeyleri değersiz görmemden,
Yeteri kadar çaba sarfetmememden,
Bir işi bitirmeden yarı yolda yakınmamdan,
Değeri, değer kişilere vermememden,
Hayatta kapladığım alandan,
Bu hayatı bana verenlere tavrımdan
Hayatı neşelendirmediğim her andan,
Değerini bilemediğim her kişi ve andan
Bu güne kadar doğru düzgün, özür dilemediğim bu yaşamdan,
Özür dilerim, özür dilerim, özür dilerim...